ŞİRKET AVUKATLIĞI HAKKINDA GENEL BİLGİ

 

Şirket avukatlığında veya bir diğer adıyla hukuk müşavirliğinde amaç müvekkil şirketlere düzgün bir hukuki alt zemin hazırlanmasıdır. Dolayısı ile işin odak noktası davaların takibi değil, henüz uyuşmazlık meydana gelmeden önleyici tedbirler alınarak uyuşmazlıkların en aza indirilmesi olmalıdır.

 

Bu gaye için esasen hem şirkete hem de şirket avukatına eşit oranda sorumluluk düşmektedir. Keza öncelikle şirket avukatı mesleki birikim ve tecrübesini hukuki öngörü ile birleştirerek şirket tarafından maktu olarak kullanılan ticari sözleşmeleri tadil ederek koruyucu düzenlemelere bu sözleşmelerde yer vermeli, şirketin işleyişini hukuki olarak mercek altına almalı; personel sözleşmelerini ve personel özlük dosyaları için gerekli evrakları kanunda aranan sıkı şekil şartlarına uygun olarak düzenlemeli, şirket yöneticilerine ve departmanlarına genel hukuki konularda görüş bildirmeli, özellikle mümkünse en az ayda yarım gün şirket merkezinde hazır bulanarak şirketin işleyişi hakkında yetkililerden bilgi alarak gerekli yönlendirmeleri yapmalıdır.

 

Buna mukabil şirket ise; önleyici tedbirleri alabilmesi için uyuşmazlığa konu olabilecek durumları önceden avukata bildirmeli, kendisine gerek personeller tarafından gerekse de resmi-idari merciler tarafından gönderilen tebliğ ya da ihtarnamelerden gecikmeksizin avukatı haberdar etmeli, daha önceden avukatın kontrolünden geçmemiş sözleşme veya tutanakları avukattın görüşünü almadan imzalamamalıdır.

 

Bu sebeplerle şirketin ve avukatın koordinasyon içerisinde çalışması önleyici tedbirlerin alınabilmesi için önem arz etmektedir.

 

Uygulamada bazı şirketler bir hukuk bürosundan danışmanlık hizmeti alıyor olmasına rağmen, eskiden kalma alışkanlıklarla avukatın bilgi ve görüşünü almadan birçok sözleşmenin altına imza atmakta; personellerle ilgili işlemleri sadece muhasebe biriminin yönlendirmesi ile gerçekleştirmekte ya da kendisine resmi makamlar tarafından gönderilen tebliğleri ciddiye almayarak şirket avukatını durumdan haberdar etmemektedir. Bu gibi durumlarda konu avukata intikal ettiğinde artık süreç dönülmez bir noktaya daha evvel zaten ulaşmış olduğundan, dava aşamasında şirket çok ciddi maddi kayıplara maruz kalmaktadır.

 

Örneğin personellerle ilgili uyuşmazlıklarda amaç; ne olursa olsun işvereni haklı çıkarmak değildir. Burada amaç işçi ve işverenin haklarını karşılıklı olarak korumaya alarak dava aşamasında personele hak edilen tutardan fazla ödeme yapılmasını engelleyici tedbirleri almak olmalıdır. Kaldı ki, her iki tarafın haklarını koruma altına alan düzenlemeler işin henüz başında yapıldığında, uyuşmazlık dava aşamasına gitmeden taraflarca uzlaşı yoluyla da çözülebilmekte, gereksiz dava ve masrafların önüne geçilebilmektedir.

 

Ayrıca uygulamada bazı şirketler kesilen faturaları müşterilere usulüne uygun olarak teslim etmemekte, ticari defterlerinin yılsonu kapanışlarını yaptırmamakta ve defterlerinde yer alan alacaklarını takip eden yıllara devrettirmemektedirler. Her ne kadar bu konu muhasebe biriminin görevi gibi gözükse de şirket avukatı bu hususların denetim ve takibini yaparak dava aşamasında şirketin alacak ve faiz kaybının önüne geçebilmektedir. Bu sebeplerle şirketler, avukatlık hizmetini bir masraf olarak görmemelidirler.